İstanbul'da kiraların ve geçim maliyetlerinin artmasıyla birlikte, ucuz oteller ve pansiyonlar birçok kişi için kalıcı yaşam alanına dönüştü. Özellikle düşük gelirli çalışanlar, öğrenciler ve emekliler, aylarca hatta yıllarca bu mekânlarda yaşamak zorunda kalıyor. Dolapdere'deki pansiyonlarda kalanlar, 8, 12 hatta 16 kişilik odaları paylaşırken, Çağlayan'daki pansiyonlarda emekliler "camlı ve camsız" ayrımıyla karşılaşıyor.
Gökyüzü Görmenin Bedeli: 14 Bin Lira
Çağlayan'daki pansiyonlarda emekliler, gökyüzünü görebilmek için ekstra ücret ödüyor. Bir emekli,
"Aylık 14 bin lira verip camlı odada kalıyorum. En azından güvercini, gökyüzünü, kumruyu görüyorum."
diyerek durumu özetliyor. 14 bin lira gibi bir rakam, asgari ücretin üzerinde bir harcama anlamına gelirken, camsız odalarda kalanlar ise doğal ışıktan tamamen yoksun bir yaşama mahkûm ediliyor[1].
Pansiyonlar Yeni Yaşam Alanları
Bu pansiyonlar, sadece geçici bir konaklama değil, aynı zamanda kalıcı bir yaşam alanı hâline gelmiş durumda. Dolapdere'deki pansiyonlarda kalanlar, 8 ila 16 kişilik odalarda yaşam mücadelesi veriyor. Kalabalık odalarda mahremiyet neredeyse yok; yataklar arasında perde bile bulunmuyor. Bu durum, özellikle emekliler için psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.
Kira Artışı ve Pansiyon Talebi
Son dönemde konut kiralarındaki fahiş artış, dar gelirli vatandaşları pansiyonlara yönlendirdi. Artan talep, pansiyon sahiplerinin fiyatları yükseltmesine neden oldu. Camsız odalarda kalan emekliler, aylık 13 bin lira gibi bir ücret öderken, camlı odalar için bu rakam 14 bin liraya çıkıyor. Bu fiyat farkı, emekli maaşlarının neredeyse tamamını oluşturuyor[1].
Pansiyonlarda kalan emeklilerin büyük bir kısmı, emekli maaşlarının tamamını bu odalara harcamak zorunda kalıyor. Geriye kalan miktar ise yemek, ilaç ve diğer ihtiyaçlar için yetersiz kalıyor. Bu durum, yaşlı vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ek gelir arayışına girmesine neden oluyor. Ancak yaşları ve sağlık durumları göz önüne alındığında, bu arayış her zaman sonuç vermiyor.
Yaşamın Kıyısında Bir Mücadele
Bu tablo, Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin ve barınma politikalarının yetersizliğini gözler önüne seriyor. Bir ömür çalışıp emekli olan bireylerin, hayatlarının son döneminde penceresiz odalarda yaşamak zorunda kalması, toplumsal bir yara olarak karşımızda duruyor. Uzmanlar, bu sorunun çözümü için sosyal konut projelerinin hayata geçirilmesi ve emekli maaşlarının yaşam koşullarına uygun hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.