Bugün itibarıyla Hürmüz Boğazı'nda hareketlilik had safhaya ulaştı. ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) duyurusuna göre, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan bu stratejik su yoluna 15'i aşkın savaş gemisi sevk edildi. Muhripler, fırkateynler ve lojistik destek gemilerinden oluşan filo, bölge sularında konuşlanırken, bu hamle İran yönetiminden sert bir kınama getirdi. Öğle saatlerinde başlayan intikaller, akşam saatlerine kadar devam ederken, bölgedeki ticari gemi trafiğinde de gecikmeler yaşanmaya başladı.
BÖLGEDE ASKERİ YIĞILMA
Pentagon'dan yapılan yazılı açıklamada, konuşlandırmanın "deniz güvenliğini ve uluslararası ticaret yollarını koruma" amacı taşıdığı belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileri, son aylarda İran'a bağlı unsurların boğazda ticaret gemilerine yönelik taciz ve müdahale girişimlerinin arttığını, bu nedenle caydırıcı bir önlem alındığını ifade etti. Yetkililer, "Bu gemilerin varlığı, bölgede istikrarın korunmasına yönelik taahhüdümüzün somut bir göstergesidir" dedi.
Ancak gemilerin tam sayısı ve konuşlanma süresiyle ilgili resmi bir takvim paylaşılmadı. Savunma kaynakları, filosunun büyük bölümünün Bahreyn'deki ABD Deniz Kuvvetleri üssünden hareket ettiğini, bazı unsurların ise Katar ve BAE'deki üslerden takviye geldiğini aktardı.
İRAN'DAN SERT TEPKİ
ABD'nin bu adımına ilk tepki Tahran'dan geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, yaptığı yazılı açıklamada, "ABD'nin bölgeye savaş gemisi yığması, uluslararası hukukun açık ihlalidir ve bölgesel barışı doğrudan tehdit etmektedir" ifadelerini kullandı. Kanaani, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun boğazdaki denetim faaliyetlerine devam edeceğini ve her türlü tehdide karşı hazırlıklı olduklarını vurguladı.
Tahran yönetimi, aynı zamanda İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırdı. İran resmi ajansı IRNA'ya konuşan bir güvenlik yetkilisi, "Bu hamle, ABD'nin bölgede kaos yaratma çabasının yeni bir örneğidir. Buna karşılık verecek stratejik seçeneklerimiz masada duruyor" şeklinde konuştu.
ENERJİ PİYASALARI ENDİŞELİ
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği hayati bir deniz geçidi. Bu nedenle, askeri gerilimin tırmanması küresel enerji piyasalarında anında yankı buldu. Brent petrol fiyatları, haberin yayılmasıyla birlikte varil başına 86 dolar seviyesinden 89 dolara fırladı. Enerji uzmanları, olası bir abluka veya çatışma durumunda fiyatların 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) yetkilileri, "Boğazda herhangi bir aksama, tüm dünya ekonomisini etkileyecek. Tarafların itidalli davranması şart" açıklamasını yaptı. Wall Street Journal ve TRT Haber gibi medya kuruluşları, ABD'nin bu hamlesinin İran'ı müzakere masasına çekmeyi amaçlayan bir baskı taktiği olabileceğini, ancak bunun geri tepebileceğini yorumladı.
GEÇMİŞTEN BUGÜNE HÜRMÜZ KRİZLERİ
Hürmüz Boğazı, 2019'dan bu yana sık sık gerilim odağı oldu. O tarihten itibaren çok sayıda tanker saldırısı ve el koyma olayı yaşandı. ABD ve İran arasında 2020'de yaşanan doğrudan askeri çatışma, bölgeyi savaşın eşiğine getirmişti. Son bir yılda ise İran'ın boğazda el koyduğu beş yabancı bandıralı gemi, uluslararası deniz hukuku tartışmalarını alevlendirdi. Bu arka plan, mevcut konuşlandırmayı daha da kritik kılıyor.
ULUSLARARASI TOPLUMUN TUTUMU
Birleşmiş Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, ABD'nin adımını "bölgesel istikrarı koruma çabaları" olarak nitelendirirken, Çin ve Rusya tarafları itidal ve diyaloğa çağırdı. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili kapalı bir oturum yapacağı öğrenildi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı açıklamada, "Diplomatik kanalların açık tutulması hayati önem taşımaktadır" dedi.
SONUÇ
ABD'nin Hürmüz Boğazı'na 15'ten fazla savaş gemisi sevk etmesi, bölgedeki tansiyonu bir anda yükseltti. İran'dan gelen sert tepkiler, petrol piyasalarındaki dalgalanmalar ve uluslararası çağrılar, önümüzdeki günlerde krizin ne yöne evrileceğinin belirleyicisi olacak. Tahran ile Washington arasındaki doğrudan temaslara dair herhangi bir bilgi verilmezken, bölge kaynakları iki tarafın da olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek için arka kanalları kullandığını ifade ediyor. Gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyoruz.