Taliban'ın Gölgesinde 6 Milyon Mülteci: Geri Dönüşlerin Acı Bilançosu
Pakistan ve İran'dan zorla geri gönderilen Afganların sayısı bu yıl bir milyonu aştı. Taliban yönetimindeki Afganistan'da yaşam mücadelesi veren bu insanların dramı, bölgede giderek derinleşen bir insani krize işaret ediyor.
Afganistan, son üç yılda tarihinin en büyük geri dönüş dalgalarından birini yaşıyor. Pakistan ve İran'dan zorla sınır dışı edilen Afgan mültecilerin sayısı Ağustos ayı itibarıyla bu yıl 1 milyonu aşarken, üç yıldan kısa bir sürede ülkeye dönenlerin toplam sayısı 6 milyona ulaştı[1]. Bu kitlesel dönüş, Taliban yönetimi altındaki ülkede insani koşulları daha da ağırlaştırıyor.
Sınır Dışı Dalgası ve İnsani Boyut
Pakistan'ın Kasım 2023'te başlattığı ve İran'ın da benzer uygulamalarla sürdürdüğü zorunlu geri gönderme politikaları, binlerce aileyi yıllardır yaşadıkları ülkelerden kopararak belirsiz bir geleceğe itti. Geri dönenlerin büyük çoğunluğu, ülkede işsizlik, açlık ve barınma sorunuyla karşı karşıya. BM verilerine göre, Afganistan nüfusunun yaklaşık üçte ikisi insani yardıma muhtaç durumda ve bu geri dönüşler, kırılgan yapıyı daha da zorluyor[2].
Sınır dışı edilenlerin çoğu, yıllarca çalışıp biriktirdikleri her şeyi geride bırakarak sadece birkaç parça eşyayla yola çıkıyor. Özellikle çocuklar ve kadınlar, bu süreçte en kırılgan gruplar olarak öne çıkıyor. Geri dönen ailelerin büyük bölümü, ülkenin kırsal bölgelerine yerleşmek zorunda kalırken, altyapının yetersiz olduğu bu bölgelerde temiz su ve sağlık hizmetlerine erişim büyük sorun.
Ekonomik ve Sosyal Baskılar
Geri dönüşler, Afganistan'ın zaten çökmüş ekonomisi üzerinde de ağır bir yük oluşturuyor. Ülkedeki işsizlik oranı, dönen mültecilerin işgücüne katılımıyla daha da artarken, temel gıda fiyatlarındaki yükseliş halkın alım gücünü düşürüyor. Uluslararası toplumun yardımları ise yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR), bu yıl Afganistan için 2 milyar doların üzerinde yardım çağrısında bulunmasına rağmen, fonların yalnızca üçte biri toplanabildi[3].
Taliban Yönetimi ve Belirsiz Gelecek
Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesiyle birlikte uluslararası yaptırımlar ve bankacılık sistemindeki kısıtlamalar, ülkedeki ekonomik krizi derinleştirdi. Geri dönen mülteciler, Taliban'ın sağladığı sınırlı imkânlarla yetinmek zorunda. Yönetim, geri dönüşlerin ardından yeniden entegrasyon programları başlattığını açıklasa da, bu programların kapsamı ve etkinliği konusunda ciddi şüpheler bulunuyor[4].
İnsan hakları örgütleri, özellikle kadınların ve kız çocuklarının eğitim ve çalışma haklarından mahrum bırakıldığı bir ortamda, geri dönenlerin geleceğinin karardığını vurguluyor. Geri dönüşlerin devam etmesi halinde, ülkedeki insani krizin daha da büyüyeceği ve bölgesel istikrarı tehdit edeceği belirtiliyor.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu
Uzmanlar, bu durumun yalnızca Afganistan'ın sorunu olmadığını, uluslararası toplumun da çözümün bir parçası olması gerektiğini savunuyor. Geri dönüşlerin gönüllü ve onurlu bir şekilde gerçekleşmesi için Pakistan ve İran'a baskı yapılması, ayrıca Afganistan'a yönelik insani yardımların artırılması gerektiği ifade ediliyor. Ancak siyasi çıkmazlar ve küresel kaynak kıtlığı, bu çağrıların karşılık bulmasını zorlaştırıyor.
Önümüzdeki aylarda sınır dışı dalgasının devam etmesi beklenirken, milyonlarca Afgan'ın kaderi, hem bölgesel aktörlerin hem de uluslararası toplumun alacağı kararlara bağlı görünüyor.