Mert Can YİĞİT
Mert Can YİĞİT

Köşe Yazarı

Borsa İstanbul’da Son Ralli: Coşku Var, İkna Hâlâ Yok

6 dk okuma 6 görüntülenme

BIST 100 son haftalarda güçlü bir toparlanma sergiliyor; ancak bu yükselişin kalıcı bir boğa hikâyesine dönüşüp dönüşmeyeceği hâlâ tartışmalı. Yüksek faiz, düşen ama hâlâ yüksek seyreden enflasyon, kırılgan yabancı akımları ve jeopolitik riskler, Borsa İstanbul’daki son iyimserliğin önüne ince ama sert bir soru işareti koyuyor.

Borsa İstanbul’da Son Ralli: Coşku Var, İkna Hâlâ Yok

Yaziyi sesli dinle SESLI DINLE
Borsa İstanbul’da Son Ralli: Coşku Var, İkna Hâlâ Yok

Borsa İstanbul son dönemde yatırımcısına yeniden hikâye satmayı başardı. Borsa İstanbul’un resmi verilerine göre BIST 100 endeksi son görünümde 14.202,24 seviyesindeydi; haftalık getirisi yüzde 9,91, aylık getirisi yüzde 8,47, yıl başından bu yana getirisi yüzde 26,11 ve yıllık getirisi yüzde 50,71 düzeyindeydi. [1] Kâğıt üstünde tablo güçlü. Ama piyasa tam da burada zor soruyla karşılaşıyor: Bu yükseliş gerçekten yeni bir trend mi, yoksa sıkışmış paranın geçici heyecanı mı?

Çünkü borsanın önündeki en büyük rakip bugün başka bir hisse değil, yüksek faiz rejimi bizzat kendisi. Merkez Bankası’nın son faiz kararında politika faizi yüzde 37’de sabit tutuldu; gecelik borç verme faizi yüzde 40, borçlanma faizi yüzde 35,5 olarak korundu. Aynı metinde banka, jeopolitik gelişmeler nedeniyle belirsizliğin arttığını ve enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü için risk oluşturduğunu da vurguladı. [2] Yani hisse senedi piyasası sadece şirket kârlarıyla değil, para politikasının gölgesiyle de fiyatlanıyor.

Enflasyon cephesindeki tablo da borsaya hem alan açıyor hem fren yapıyor. TÜİK’e göre mart ayında yıllık TÜFE yüzde 30,87, aylık artış ise yüzde 1,94 oldu. [3] Bu veri, dezenflasyonun tamamen bozulmadığını ama yatırımcıyı tam rahatlatacak kadar da aşağı gelmediğini gösteriyor. Nitekim TCMB’nin Nisan 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 27,53’e, 12 ay sonrası beklenti yüzde 23,39’a yükseldi; aynı ankette 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,5’e geriledi. [4] Başka bir ifadeyle piyasa, daha düşük enflasyon hayalini satın alıyor ama daha zayıf büyüme ihtimalini de masadan kaldıramıyor.

Bu yüzden son ralliyi yalnızca “ucuz kaldık, gidiyoruz” diye okumak eksik olur. Borsa İstanbul’daki son yükselişin gerçek motoru, biraz faiz indirimi beklentisi, biraz gecikmiş değerleme toparlanması, biraz da özellikle banka hisselerine dönen ilgidir. Anadolu Ajansı’na konuşan analistler, 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısının özellikle bankacılık endeksi açısından kritik olduğunu, 13.400 üzerindeki hareketin iyimserliği güçlendirdiğini ve olumlu haber akışı sürerse 14.000 üzerindeki güçlenmenin mümkün görüldüğünü belirtti. [5] Bugün gelinen noktada endeksin 14 binin üzerine taşınmış olması, bu beklentinin bir bölümünün fiyatlandığını düşündürüyor; fakat asıl sınav, bu seviyelerin korunup korunamayacağı.

Üstelik hisse piyasasının tek rakibi faiz değil. TÜİK’in mart ayı finansal yatırım araçları verisine göre aylık bazda en yüksek reel getiri mevduat faizi (brüt)nda gerçekleşti; üç, altı ve on iki aylık değerlendirmelerde ise külçe altın öne çıktı. [6] Bu veri, küçük yatırımcı davranışını anlamak için kritik: Borsa yükselse bile yatırımcı “neden hisse riski alayım?” sorusunu hâlâ canlı tutuyor. Bu yüzden BIST’teki her çıkış, mevduat ve altınla aynı masada rekabet etmek zorunda kalıyor.

Bir başka hassas başlık ise yabancı yatırımcı davranışı. TCMB’nin menkul kıymet istatistiklerine göre 3 Nisan 2026 haftasında yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 39,09 milyar dolar seviyesindeydi; aynı hafta net hisse işlemleri 217,8 milyon dolar satış yönünde gerçekleşti. Bir önceki hafta ise 137,1 milyon dolarlık net alım vardı. [7] Bu oynaklık bize şunu söylüyor: Yabancı yatırımcı Türkiye’ye tamamen dönmüş değil; daha çok kısa vadeli fırsat ve fiyat avantajı kollayan, teyit arayan bir pozisyonda.

Jeopolitik risk de hâlâ piyasayı bir manşet uzağında savurabilecek kadar güçlü. Anadolu Ajansı’nın son piyasa notlarında analistler, yönü belirleyecek temel unsurun diplomatik haber akışı ile petrol fiyatlarının seyri olacağını vurguladı. [8] Merkez Bankası da resmi metninde enerji fiyatlarındaki yükselişi enflasyon görünümü için risk saydı. [2] Demek ki Borsa İstanbul artık sadece içerideki faiz ve bilançolarla değil, dışarıdaki savaş ve enerji fiyatlamasıyla da nefes alıp veriyor.

Sonuç olarak Borsa İstanbul’da son dönemde yaşanan hareket, küçümsenecek bir teknik tepki değil; piyasanın yeniden risk alma iştahı ürettiğini gösteren önemli bir toparlanma. Ama henüz tam anlamıyla ikna edici bir büyük hikâye de değil. Endeks yükseliyor; buna karşılık faiz hâlâ çok yüksek, enflasyon hâlâ can yakıcı, yabancı akımları hâlâ kararsız ve jeopolitik zemin hâlâ kırılgan.

O nedenle bugünün doğru cümlesi şudur: Borsa İstanbul’da umut geri döndü, ama güven henüz tamamen dönmedi. Gerçek boğa piyasası, sadece fiyatların değil, iknanın da yükseldiği gün başlayacak.

Bu yazıyı paylaş: