Ahmet HAKAN
Ahmet HAKAN

Köşe Yazarı

Maraş’taki Okul Katliamının Beş Temel Nedeni

5 dk okuma 2 görüntülenme

Kahramanmaraş’ta reşit olmayan bir çocuğun okul içinde silahla katliam yapması, tek bir “ani cinnet” cümlesiyle açıklanamayacak kadar ağır bir toplumsal alarmdır. Bu olayın yargısal boyutu soruşturmayla netleşecektir; fakat bugün bile görünen beş temel neden vardır: silaha erişimin kolaylığı, ev içi denetim ihmali, okul güvenliğinin kâğıt üstünde kalması, erken uyarı mekanizmalarının zayıflığı ve şiddetin dijital dolaşımının büyüttüğü taklit riski.

Maraş’taki Okul Katliamının Beş Temel Nedeni

Yaziyi sesli dinle SESLI DINLE
Maraş’taki Okul Katliamının Beş Temel Nedeni

Önce bir cümleyi net kuralım: Maraş’taki saldırı, sadece bir çocuğun işlediği korkunç suç değildir; aynı zamanda yetişkinler dünyasının çocukları koruyamadığının ilanıdır. 14 yaşındaki bir öğrencinin okula bir çanta içinde çoklu silahla girebilmesi, iki sınıfa ateş açabilmesi ve ardından ülke çapında yeni tehdit dalgalarının doğması, bu olayın tek başına bireysel öfkeyle açıklanamayacağını gösteriyor. [1][2]

1. Silaha erişimin ürkütücü kolaylığı

Birinci neden açık: çocuk yaşta bir failin silaha erişebilmiş olması. AP’nin aktardığına göre saldırgan okula beş silah ve yedi şarjörle geldi; silahların da emekli polis müdürü olan babasına ait olduğu belirtildi. [1] Bir ülkede bir çocuk, aile içinden bu ölçekte ateşli silaha ulaşabiliyorsa, ilk büyük sorun bireysel öfke değil, silaha erişimin fiilen ne kadar kolay olduğudur.

2. Ev içi silah muhafazası ve denetim ihmali

İkinci neden, sadece silahın varlığı değil, o silahın nasıl korunduğu meselesidir. Ateşli silah, evde sıradan bir eşya gibi tutulamaz. Hele evde çocuk varsa, bu artık kişisel tercih değil, doğrudan kamusal güvenlik meselesidir. Saldırıda kullanılan silahların babaya ait olduğunun açıklanması, tartışmayı kaçınılmaz biçimde “kim ateş etti?” sorusundan “o silah bir çocuğun eline nasıl geçti?” sorusuna taşımıştır. [1]

3. Okul güvenliğinin kâğıt üzerinde kalması

Üçüncü neden, yıllardır konuşulan okul güvenliği başlığının sahada aynı güçle hissedilmemesidir. İçişleri Bakanlığı’nın 2018’de duyurduğu “Güvenli Okul Güvenli Gelecek” projesi ve 2022’de imzalanan “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin İş Birliği Protokolü”, okul içi ve dışı riskleri azaltmayı hedefliyordu. [3][4] Ama Maraş’taki tablo bize şunu söylüyor: Protokol metni ile okul koridorundaki gerçeklik arasında hâlâ çok tehlikeli bir boşluk var.

4. Erken uyarı, psikososyal takip ve risk okuması eksikliği

Dördüncü neden, erken fark etme kapasitesinin zayıflığıdır. Soruşturma tamamlanmadan failin kişisel saikine hüküm vermek doğru olmaz. Ama bu kadar küçük yaşta bir öğrencinin böylesine ağır bir saldırıya hazırlanabilmesi, okul-aile-rehberlik hattında risk işaretlerinin ya görülmediğini ya da yeterince ciddiye alınmadığını düşündürüyor. Devletin saldırı sonrasında öğrenci ve aileler için psikososyal destek ekibi kurduğunu açıklaması önemli; fakat asıl ihtiyaç, krizden sonra değil, krizden önce çalışan bir izleme ve müdahale düzenidir. [1]

5. Şiddetin dijital dolaşımı ve taklit etkisi

Beşinci neden, saldırının tek bir okulun duvarları arasında kalmamasıdır. Olayın hemen ardından sosyal medya ve mesajlaşma ağlarında yeni tehditlerin, özendirici paylaşımların ve hedef göstermelerin dolaşıma girmesi, şiddetin artık yalnızca fiziksel değil dijital olarak da çoğaldığını ortaya koydu. TRT Haber’in aktardığına göre saldırılar sonrası 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi, 93 Telegram grubu kapatıldı ve 83 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. [2] Bu, artık yalnızca “bir fail” sorunu değil; şiddetin taklit edilme ve yayılma riski sorunudur.

Sonuç şu: Maraş’taki okul katliamının beş temel nedeni, bir çocuğun tek başına “kötülüğü” değildir. Asıl nedenler; çocukların erişebildiği silahlar, gevşek ev içi denetim, sahaya tam işlemeyen okul güvenliği, zayıf erken uyarı mekanizmaları ve şiddeti çoğaltan dijital iklimdir. Bu beş başlığın her biri düzeltilmeden, “bir daha olmasın” cümlesi sadece temenni olarak kalır.

Okul, çocuğun devlete emanet edildiği yerdir. Eğer bir çocuk okulda ders yerine kurşunla karşılaşıyorsa, orada sadece güvenlik açığı yoktur; devletin koruma sözü de delinmiştir.

Bu yazıyı paylaş: