Bir yanda işten çıkarılan yüzlerce madenci, aylardır süren çadır nöbetiyle işlerine dönmeyi beklerken, diğer yanda şirket atık depolama kapasitesini üç katına çıkarmaya hazırlanıyor. OYAK'a bağlı Erdemir Madencilik'in Sivas Divriği'deki demir madeni sahasında yaşanan bu çelişki, işçi sendikaları ve yerel halkın tepkisini çekiyor[1].
Kapasite Artışı ve Halkın Katılım Toplantısı
Şirketin planına göre, mevcut atık depolama alanının kapasitesi yaklaşık üç katına çıkarılacak. Bu kapsamda, 11 Ağustos 2026 tarihinde bir halkın katılım toplantısı düzenlenecek. Toplantıda çevresel etkiler ve projenin detayları ele alınacak[1]. Ancak bu genişleme, işçi çıkarmalarının gölgesinde gerçekleşiyor.
İşçilerin Çadır Nöbeti Sürüyor
Yaklaşık 300 maden işçisi, işten çıkarılmalarının ardından işe iade talebiyle Sivas Divriği'deki maden sahası önünde çadır kurarak eylem yapıyor. İşçiler, şirketin üretimi durdurma gerekçesiyle kendilerini işten çıkardığını, ancak aynı sahada atık depolama kapasitesini artırmaya yönelik yatırım yapmasını "samimiyetsizlik" olarak nitelendiriyor[1]. Sendika temsilcileri, bu durumun iş barışını bozduğunu ve işçilerin temel haklarına saygı duyulması gerektiğini vurguluyor.
Çelişkili Politikalar ve Tepkiler
Erdemir Madencilik'in bir yandan üretimi durdurup işçi çıkarırken, diğer yandan atık depolama kapasitesini artırması, çelişkili bir politika olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, atık depolama alanının genişletilmesinin uzun vadede yeni iş fırsatları yaratabileceğini, ancak mevcut işçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirtiyor[1]. Yerel sivil toplum kuruluşları da projenin çevresel etkilerine dikkat çekerek, toplantıya katılım çağrısı yapıyor.
Bölge Ekonomisi ve Gelecek
Sivas Divriği, demir madeniyle bölge ekonomisinde önemli bir yere sahip. İşçilerin eylemi, madenin kaderini etkileyebilir. Önümüzdeki günlerde yapılacak halk katılım toplantısı, hem işçilerin hem de şirketin geleceği açısından kritik bir dönemeç olacak. Gözler, OYAK yönetiminin bu süreçte atacağı adımlarda[1].
İşçi sendikaları, çadır nöbetini kararlılıkla sürdüreceklerini ve sonuna kadar mücadele edeceklerini ifade ediyor. Bu süreç, Türkiye'deki madencilik sektöründe işçi hakları ve yatırım politikaları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıyor.