Türkiye, 30 Temmuz 2026 tarihinde Irak ile imzaladığı tarihi bir anlaşmayla bölgesel dengeleri değiştirecek bir adım attı. 'Üçüncü Nehir' olarak adlandırılan dev su projesi, Türkiye'nin su kaynaklarını Irak'a taşımayı hedefliyor. İsrail basını, bu hamlenin Ortadoğu'daki güç dengesini köklü biçimde etkileyeceğini belirtirken, Türkiye'nin Kerkük petrol sahalarına ortak olması da dikkat çekiyor[1].
Üçüncü Nehir Projesi: Su ve Petrol Ekseninde Yeni Dönem
Proje kapsamında, Türkiye'nin güneyindeki akarsulardan Irak'ın kuzeyine ve orta kesimlerine su taşınması planlanıyor. Türkiye, bu projeyle hem Irak'ın su sorununa çözüm sunmayı hem de bölgedeki nüfuzunu artırmayı amaçlıyor. Uzmanlar, projenin tamamlanması halinde Türkiye'nin bölgesel bir su gücü haline geleceğini vurguluyor[2]. Öte yandan, Kerkük'teki petrol sahalarına ortaklık da anlaşmanın önemli bir parçası. Türkiye, bu sayede enerji kaynaklarına doğrudan erişim sağlarken, Irak'ın kuzeyindeki ekonomik bağımlılığını artıracak.
İsrail'in Tepkisi ve Bölgesel Yansımalar
İsrail basını, Türkiye'nin bu hamlesini 'bölgesel dengeleri değiştirecek bir plan' olarak nitelendiriyor. İsrail, özellikle su kaynaklarının kontrolü konusunda Türkiye'nin artan etkisinden rahatsız. Uzmanlar, projenin İsrail'in su güvenliğini tehdit edebileceğini, zira Türkiye'nin suyunu bir dış politika aracı olarak kullanma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor[3]. Ayrıca, Kerkük petrolüne ortaklık, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini güçlendiriyor.
İmza Töreninde Yaşananlar ve Bakan Uraloğlu'nun Açıklamaları
İmza töreni sırasında kısa süreli bir gecikme yaşandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bu gecikmenin 'anlık tespit edilen küçük bir eksikliğin düzeltilmesi' olduğunu ifade etti[4]. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, projenin bölge barışına katkı sağlayacağını ve Türkiye'nin dost ve kardeş ülkelerle iş birliğini güçlendireceğini vurguladı. 100 yıl sonra Kerkük'e dönüş olarak yorumlanan bu adım, Türkiye'nin Irak üzerindeki tarihî etkisini yeniden canlandırıyor[5].
Ekonomi ve Stratejik Boyut
Projenin maliyetinin milyarlarca dolar olduğu tahmin ediliyor. Su ve petrol anlaşması, Türkiye'nin Irak'taki ekonomik varlığını pekiştirecek. Aynı zamanda, Basra Körfezi'ne açılan yeni bir kapı olarak değerlendirilen bu girişim, Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu daha da güçlendirecek. Petrol gelirlerinin bir kısmı, su projesinin finansmanında kullanılacak. Böylelikle, iki ülke arasında simbiyotik bir ilişki kurulması hedefleniyor.
Gelecek Projeksiyonu ve Sonuç
Türkiye ile Irak arasındaki bu anlaşma, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek bir dönüşümün habercisi. Su kıtlığı çeken bölge ülkeleri, Türkiye'nin su diplomasisini yakından izleyecek. İsrail'in endişeleri ise, önümüzdeki dönemde bölgesel ittifakları şekillendirebilir. Türkiye, 'Üçüncü Nehir' ile birlikte, tarihî ve coğrafi avantajlarını kullanarak Ortadoğu'da yeniden söz sahibi olmayı hedefliyor. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye'nin Su Stratejisi ve Enerji Bağımsızlığı hedefleri doğrultusunda atılmış büyük bir adım olarak kayıtlara geçiyor.